| | Ağaç, yaş iken eğilir... | 
Yazar Adı: Osman Ünlü
Yazar İletişim: osman.unlu@tg.com.tr
| Ağaç yaş iken eğildiği, eğriliği giderildiği gibi, insan da, küçükken,
çocukken eğitilir. Bu konuda Celâleddîn-i Devânî hazretleri buyuruyor ki:
“Çocuk, daha küçükken onun terbiyesi ile meşgûl olmalı, kötü huy edinmesine
engel olmalıdır. Çünkü çocukların kâbiliyetleri kemâl üzeredir. Tabiatının meyli
ise kötülükleredir ve çabuk bozulabilirler.
Çocukta ilk görülen, göze çarpan duygu hayâdır. Hayânın çokluğu, fazîlete
işârettir. Çocukta hayâ hasleti görünce, daha çok ihtimâm etmelidir.
İlk terbiye, çocuğu kötü arkadaşlardan menetmektir. Çünkü, çocukların rûhu temiz
bir ayna gibidir. Karşısında olanı hemen tutar, alır. Bundan sonra İslâmın
şartlarını, dînin emirlerini ve sünnetin edeblerini öğretmeli ve bu öğretme
işine devâm etmelidir. Öğrenmek istemezse müsâmaha etmemeli, devâm etmelidir.
Gerekirse, azarlamalıdır. Fakat yaşı ve kâbiliyeti de göz önünde bulundurmalıdır.
İyiliğe teşvik etmeli...
Dînimizin hükmüne göre, yedi yaşında namazı öğretmeli, kıldırmalıdır. Eğer on
yaşına gelir de kılmazsa, azarlamalıdır. İyileri övmeli, kötüleri ayıplamalı ve
böylece iyiliğe teşvik etmelidir. Kötülükten, çirkin işlerden menetmelidir.
İyi bir iş yapınca övmeli, kötü bir iş işleyince de, ayıplayıp korkutmalıdır.
Yanlışlıkla, unutarak yaptı deyerek, çocuğun cür’etini artırmamalıdır. Gizli bir
şey yapmışsa, yüzüne vurmamalı, hayâ perdesini yırtmamalıdır. Tekrar yaparsa,
yalnız olarak onu tembih etmeli, azarlamalıdır.
Yaptığı o işin, çok çirkin olduğunu söylemeli, bir daha yapmaması için
korkutmalıdır. Sık sık azarlamamalıdır. Yoksa azarlamak, ayıplamak âdet hâline
gelir. “İnsanlar yasaklara karşı meyilli ve harîs olurlar” sözü gereğince,
tekrar yapmaya koyulabilir. Bunun için iyi idâre etmelidir.
Çocuğun nazarında yemeyi, içmeyi, iyi elbise giymeyi önemsiz göstermelidir. Hep
yemeye, içmeye düşkün olmaması için uyarmalıdır.
Önce yemek yemenin edeplerini öğretmelidir. Yemek yemekten maksat, bedenin
sıhhatini korumaktır, lezzet almak değildir demelidir. Yemek ve içmek ilâç
gibidir, onunla açlık ve susuzluk giderilir.
Çeşitli yemeklere değil, bir yemekle yetinmeye ve istediğini değil, bulduğunu
yemeye alıştırmalıdır. Zaman zaman çocuğa kuru ekmek vermeli ki, ondan başka bir
şey bulamadığı da olabilir.
Her ne kadar alkollü içkilerden sakınmak herkese lâzım ise de, çocuklara
akıllarına göre anlatıp, rûha da, bedene de çok zararlıdır demelidir. İnsanın,
kızgınlığını, sinirini, hayâsızlığını artırır ve bu hâller onda alışkanlık
hâline gelir demelidir. Böyle kimselerle arkadaşlık etmekten kesin olarak
menetmelidir.
Çirkin sözleri ve sesleri dinlemekten menetmelidir. Vazîfelerini bitirmeden ve
sıkıntı çekmeden yemeğini vermemelidir.
Kapalı ve gizli işlerden onu menederek, kabahate karşı cesâretini kırmalıdır.
Gündüz ve gece çok uyutmamalı, yumuşak elbiselere alıştırmamalı, yaya yürütmeli,
bineğe binmesini öğretmeli, oturma, kalkma ve konuşmanın edeplerini
anlatmalıdır. Babasıyla ve dünyâ malı ile, arkadaşlarına övünmekten, yalan
söylemekten sıkı menetmeli, doğru veya yalan yemin etmemesini tembih etmelidir.
Büyüklerin yanında susup oturmasını, sorulursa, kısa cevap vermesini öğretmeli,
hep iyi konuşmayı âdet etmesini anlatmalıdır.
İlim öğrenmeye çok teşvik etmelidir. Hoca dövse de, kayırmamalı, lüzumsuz yere
çocuğu azarlamamalıdır.
Çocuğu cömerdliğe alıştırmalı, mal ve mülkü gözünden düşürmelidir. Çünkü para ve
mal sevgisinin zararı, zehirden çoktur. İmâm-ı Gazâlî hazretleri;
(Yâ Rabbî, beni ve çocuklarımı putlara tapmaktan uzak tut!) meâlindeki Sûre-i
İbrâhimin 35. âyetinin tefsîrinde buyuruyor ki:
“Putlardan murâd, altın ve gümüştür. Yâni İbrâhim aleyhisselâm; (Beni ve
çocuklarımı altına ve gümüşe tapmaktan, kalbimizi onlara bağlamaktan koru!) diye
duâ ediyor. Çünkü bütün kötülüklerin menşei; parayı, dünyâyı sevmektir.”
Esas maksadı anlatmalı!
Boş zamanlarında çocuklara oyun oynamak için izin vermelidir. Ama sıkıntılı ve
zor oyunlar ve kötülüğe sebep olacak alışkanlıkları veren oyunlardan
sakındırmalıdır.
Bu edebler herkes için iyidir. Gençler için ise, daha iyidir. Anlama yaşına
gelince, ona dünyâ malından esas maksadın, sıhhati korumak olduğunu anlatmalı,
dünyâyı âhirete sermâye yapmayı tembih edip, öğütlemelidir.
Eğer ilim sâhibi olacaksa, ilim tahsîli için gerekli terbiye verilmelidir. Sanat
sâhibi olacaksa, dînî vecîbeleri öğrenip yaptıktan sonra, o sanatla meşgûl
etmelidir.
Burada en iyisi, çocuğun kâbiliyetine bakmalı, durumunu incelemeli,
kâbiliyetinin hangi ilim ve sanata daha yatkın olduğunu anlayıp, o tahsîl ve
sanata vermelidir. Zîrâ Peygamber efendimiz;
(Kişi ne için yaratılmışsa, o işi ona kolaylaştırılır) buyurdular.” |
|
|
|
|