Huzura Dogru Dini Kitablar Islam Iman
Yazarlar
Mehmet Ali Demirbaş
mehmetali.demirbas@tg.com.tr

Terin ağza girmesi
Mehmet Oruç
mehmet.oruc@tg.com.tr

Doğru olan orta yoldur
Osman Ünlü
osman.unlu@tg.com.tr

“Seni de, yanındakileri de affettik”
Abdüllatif Uyan
abdullatif.uyan@tg.com.tr

“Yalnız durmasın!..”
İsmail Yağcı
iyagci@tgrt.com.tr

Büyük zaferin yıl dönümünde
M.Said Arvas
msarvas@ihlas.net.tr

Önceki ümmetlerin Kadir Gecesi yoktu!..
Dr. Şükrü Cido


Bıngıldağın boyutları ve kapanması
Ahmed Doğrusözlü
bilgi@tg.com.tr

Kadir Gecesinin önemi
M.Necati Özfatura
necati.ozfatura@tg.com.tr

Asrın sel felaketi
Vehbi Tülek
vehbi.tulek@tg.com.tr

En büyük sıkıntı!..
Ekrem Buğra Ekinci
ekrem.ekinci@tg.com.tr

HAZRETİ NUH’UN GEMİSİ NEREDE?
Arama


Dini kelimeler ara
Kelime Anlamlari
Sadece Internet Explorer ile oluyor
Isaretlediginiz Kelimeyi
Buraya tiklayarak
arayin
Haberler
Linkler
Başkasını kendisine tercih etmek


Yazar Adı: Osman Ünlü

Yazar İletişim: osman.unlu@tg.com.tr

Başkasının ihtiyâcını kendi ihtiyâcından önce düşünmeye, muhtaç olduğu hâlde, elindeki malı muhtâç din kardeşine verip, yokluğa katlanmaya, sabretmeye, îsâr denir.
İnsana lâzım olan şeylerde îsâr yapılır, ibâdetlerde yapılmaz. Meselâ tahâretlenecek kadar suyu, setr-i avret edecek kadar örtüsü olan, bunları kendi kullanır, muhtâç olana vermez. Câmide birinci saftaki yerini başkasına vermez. Namâz vakti gelince abdestsiz kimsenin abdest suyunu başkasına îsâr etmesi câiz değildir. Îsâr, muhtâç olduğu bir şeyi almayıp, muhtâç olan din kardeşine bırakmaktır. Kerem ve ihsân sâhiplerinin âdeti, îsâr etmektir. Yanî, başkalarının ihtiyâçlarını, kendi ihtiyâçlarından önce düşünürler. Ebû Hafs-ı Nişâbûrî hazretlerine;
-Dünyâ ve âhiret işlerinde kardeşlerini kendisinden önde tutana ne denir? denilince, cevabında;
-Îsâr sâhibi denir buyurmuştur.

ÎSÂRIN EN GÜZEL ÖRNEĞİ...
Bir gün Hakîm-i Tirmizî hazretlerine;
-Îsâr nedir? diye sorulunca;
-Başkalarının lezzetini ve rahatlığını, kendi lezzet ve rahatlığına tercih etmektir cevabını vermiştir.
Îsârın en güzel örneği, Peygamber efendimizin mübârek sohbetinde yetişen Eshâb-ı kirâmda görülmüştür. Eshâb-ı kirâmdan Huzeyfe hazretleri şöyle anlatır:
“Yermük Savaşında yaralılar arasında amcamın oğlunu arıyordum. Yanımda biraz su vardı. Onu buldum, su ister misin deyince, isterim dedi. Tam suyu vereceğim sırada biraz ileriden bir yaralı su diye inledi. Amcamın oğlu îsâr edip suyu ona götürmem için işâret etti. Gittim baktım ki, Hişâm bin Âs idi. Suyu tam ona vereceğim zaman biraz ileriden bir başka yaralı, su diye feryâd etti. Hişâm bin Âs da îsâr edip suyu ona götürmem için işâret etti. Bu sefer suyu ona vermek için yanına gittim. Yanına varıncaya kadar vefât etmişti... Hemen Hişâm’ın yanına geri döndüm fakat o da vefât etmişti. Bunun üzerine amcamın oğlunun yanına koştum ama onu da vefât etmiş buldum. Su elimde kaldı. Allahü teâlâ hepsine rahmet etsin...”
Allahü teâlâ, adâlet yapmayı emrettiği gibi, ihsân etmeyi de emrediyor. A’râf sûresinin 55. âyetinde meâlen;
(İhsân edenlere, elbette rahmetim çok yakındır) buyurulmaktadır.
Yalnız adâlet yapanlar, dinde sermâyelerini kurtarmış olur. Amma kâr, ihsân edenleredir. Aklı olan, âhiret kârını hiç kaçırır mı? İhsân, emredilmeyen iyiliği yapmaktır.
Bir kimsenin hakkını geri vermek, ona olan borcunu ödemek, adâlet yapmak olur. Hakkından fazlasını vermek, ihsân etmek olur. Rızkının yanî muhtâç olduğu malın hepsini başkasına vermek, îsâr olur.
Mevâkıf kitâbının hâşiyesinde buyuruluyor ki:
“Hazret-i Hasen ve hazret-i Hüseyin hasta oldular. Hazret-i Alî, hazret-i Fâtıma ve hizmetçileri kız, çocuklar iyi olursa, üç gün oruç tutacaklarını adadılar. İyi oldular. İftârda yiyecekleri yoktu. Bir Yahûdî’den üç sâ arpa ödünç aldılar. Hazret-i Fâtıma, bir sâ arpayı un yaptı. Bununla beş ekmek pişirdi. Bir fakîr gelip;
-Bana bir yiyecek veriniz dedi. Ekmekleri buna verip, aç yattılar. Ertesi gün, bir yetîm geldi. Bunları da ona verip, yine aç yattılar. Üçüncü gün de, bir esîr gelip yiyecek istedi. Bunları da, ona verdiler. Allahü teâlâ, Resûlullah efendimize âyet-i kerîme göndererek, bunların nezirlerini ve îsârlarını medih ve senâ buyurdu.”

ÖMRÜNDE BİR KERE DE OLSA...
Netice olarak, bütün Peygamberleri Allahü teâlâ çok mühim bir özelliğinden dolayı seçmiştir. Eshâb-ı kirâm da, Peygamber efendimize;
-Ya Resûlallah, cenâb-ı Hak sizi hangi güzel huyunuzdan dolayı seçti diye arz edince, Resûlullah efendimiz;
-Îsâr, buyurmuşlardır. Îsâr, kendi muhtaç olduğu bir şeyi vermektir. Her mü’min, ömründe bir kere olsa bile îsâr yapabilmelidir ki Cennete kolay girsin. En güzel şey îsârdır. Bu da, din büyüklerini, Allahü teâlânın sevgili kullarını tanımakla, onlara tâbi olmakla kolaylaştırılır, elde edilir. Hadis-i şerifte buyurulduğu gibi:
(Allahü teâlâ, bazı kullarını insanların ihtiyâçlarını karşılamak için yaratmıştır. Dertli olanlar, bunlara sığınırlar. Bunlar kıyâmet gününün azâbından emîndirler.)


Okunma: 23 Eklenme Tarihi: 25.07.2010 Saat: 10:39
SON 10 Yazisi
“Seni de, yanındakileri de affettik”
“Affetmeyi seversin, beni de affet!”
Ticârette gâye, kâr etmektir
Edebi gözetmeyen, rızâya kavuşamaz
Oruç; sadece yemeyi, içmeyi terk değildir
Affedilmekten ümitsiz olmamalı
“Hayırda isrâf, isrâfta da hayır olmaz”
Oruç; faydalıdır, zararlı değildir
İslâm dîninde değişiklik olmaz
“Yardım edenin yardımcısı...”
 
En Çok Okunan

Osman Ünlü: En çok okunan yazısı
Ağaç, yaş iken eğilir...


Seçenekler

   Yazici ile yazdir

   Arkadasa gönder

   Köşe Yazılarına Dön

Tarih içinden