Huzura Dogru Dini Kitablar Islam Iman
Yazarlar
Mehmet Ali Demirbaş
mehmetali.demirbas@tg.com.tr

Zekât kimlere verilir
Mehmet Oruç
mehmet.oruc@tg.com.tr

Cömertliğin ölçüsü
Osman Ünlü
osman.unlu@tg.com.tr

Berat; temize çıkmak, kurtulmak demektir
Abdüllatif Uyan
abdullatif.uyan@tg.com.tr

Peşinden takip etti
İsmail Yağcı
iyagci@tgrt.com.tr

Kıbrıs’ın Fethi ve Barış Harekâtı
M.Said Arvas
msarvas@ihlas.net.tr

Başıboş bırakılan çocuğu sokak yetiştirir!..
Dr. Şükrü Cido


İlk yardım: Yabancı cisim şüphesinde nasıl yardım edilmelidir?
Ahmed Doğrusözlü
bilgi@tg.com.tr

Osmanlı sultânları hakkında...
M.Necati Özfatura
necati.ozfatura@tg.com.tr

Demokrasiye “Evet”
Vehbi Tülek
vehbi.tulek@tg.com.tr

Baba Nîmetullah Nahçıvânî
Ekrem Buğra Ekinci
ekrem.ekinci@tg.com.tr

NÂMAĞLUP BİR HÜKÜMDAR EMiR TiMUR
Arama


Dini kelimeler ara
Kelime Anlamlari
Sadece Internet Explorer ile oluyor
Isaretlediginiz Kelimeyi
Buraya tiklayarak
arayin
Haberler
Linkler
Ölümü hatırlamanın faydaları...


Yazar Adı: M.Said Arvas

Yazar İletişim: msarvas@ihlas.net.tr

Hadis-i şerifte buyuruluyor ki: “Beş şey gelmeden önce beş şeyin kıymetini biliniz!..” Bu beş şeyin gelmemesi mümkün değildir. Mutlaka gelecektir. Bunlar gelmeden önce, diğer beş şeyin kıymeti bilinmelidir. Geldikten sonra kıymetinin bilinmesinin hasret ve pişmanlıktan başka bir işe yaramayacağı muhakkaktır.
Birincisi: “Ölüm gelmeden önce hayatınızın kıymetini biliniz!..”
Ölüm, her insan için mukadderdir. Ölümden kaçmak, ondan kurtulmak bugüne kadar hiç kimseye nasip olmamıştır. Olamaz da!..
Ölmeyecek biri olabilseydi, Rabbimiz bunu bütün kâinâtı yüzü suyu hürmetine yarattığı ve yaratılmışların en şereflisi sevgili Peygamberimiz aleyhisselama nasip ederdi.
Zümer suresi 29-30’uncu ayeti kerimelerinde meâlen; “Şüphesiz sen öleceksin (Ey habibim) onlar (hasımların) da öleceklerdir. Sonra hepiniz kıyamet günü Rabbinizin huzurunda muhâkeme edileceksiniz!..” buyuruluyor.
İnsan, bir şeyden kaçtıkça ondan uzaklaşır. Aradaki mesafe gittikçe artar. Ölüm hariç! Ondan ne kadar kaçarsak kaçalım, ona doğru koştuğumuzu Azrâil aleyhisselamla karşılaşınca anlarız...

İNANSAK DA İNANMASAK DA!..
Her geçen gün, biz ölüme, ölüm de bize biraz daha yaklaşıyor. İnansak da, inanmasak da bu böyledir.
Para vererek, yalvararak, araya hatırı sayılır birini koyarak ölümden kurtulmak mümkün olabilseydi; bunu birçokları elde etmiş olacaktı.
Hiç kimse ne kendisini ve ne de başkasını ölümden kurtarabilir!
Azrâil aleyhisselam bir gün insan suretinde Davud aleyhisselama gelir. Davud aleyhisselam ona kim olduğunu sorar. O da şöyle cevap verir:
“Ben hiç kimseden (Padişahlar dahil) korkmayan, istediği saraylara, köşklere, evlere dilediği zamanda girebilen biriyim.”
Davud aleyhisselam ona, “Öyle ise sen Melekül-mevtsin (ölüm meleğisin)” der. O da “evet” diye cevap verir.
Ölüm gelmeden önce hayatın kıymeti bilinmelidir. Bu da, ölümü hatırlamak ve öldükten sonraki hayat için hazırlık yapmakla olur. Hatırlanmaz ise hazırlık da yapılamaz!
Seyahat ederken yolumuzda keskin bir viraj olduğunu bilirsek; ona yaklaştığımızda süratimizi azaltır ve rahat bir şekilde virajı alarak yolumuza devam edebiliriz. Unutursak ve aniden virajla karşılaşırsak dönmemiz mümkün olmaz, tepetakla yuvarlanırız.
Ölümü hatırlayan büyük faydalar elde eder. Tövbesini geciktirmez. Ölümün ne zaman ve nerede geleceği bilinmez. Kanâatkâr olur, sıkıntılara sabreder, ibadetlerini usanmadan ve severek yapar.

“BASTIĞIMIZ KARA TOPRAK...”
Hiç şüphe yoktur ki; insan, içinde ruhu olmayan bir ceset haline gelecektir bir gün.
“Can (ruh) kafeste humâ kuştur,
Kuş kafesten uçar bir gün.
Bastığımız kara toprak,
Boyumuzdan aşar bir gün...”
Ölüm en büyük vaizdir. İbret almak gerektir. Kabristandan geçerken mevtâlara okumalıyız. Onların halinden de ibret almalıyız. Onlar da bir zamanlar bizim gibi canlı ve neşeli idiler. Gülüyorlar, geziyorlar, yaşıyorlardı. Biz de bir zaman gelecek onlar gibi olacağız. Onlar gibi toprağa girmek zorunda kalacağız!..
Bir gün bir adam Fudayl bin İyad hazretlerine gelir ve nasihat ister. Fudayl bin İyad rehimehullah sorar: “Baban hayatta mıdır?” O da “hayır” diye cevap verir. Bunun üzerine ona şöyle söyler: “Babasının vefatından ibret almayana nasihat kâr etmez.”
Adamcağıza nasihat etmemiş gibi olsa da bu sözü ile en güzel nasihati böylece vermiştir.
Yani: “Baban öldüğü gibi sen de öleceksin. Babanın gittiği yere sen de gideceksin. Orada işine yarayacak olan işleri, fırsat elinde iken yapmaya gayret et!”
Yoksa o zaman pişmanlığın hiçbir faydası olmaz!..


Okunma: 143 Eklenme Tarihi: 11.03.2010 Saat: 18:17
SON 10 Yazisi
Başıboş bırakılan çocuğu sokak yetiştirir!..
Berât Gecesinin kıymeti...
Mi’râcla şereflenen bizim peygamberimizdir..
Bu gece çok mübarek bir gecedir
Büyüklerin sözü, sözlerin büyüğüdür...
Bizlerin sıfatları...
Kandiller geçidi “Üç Aylar”
“Tekrar toprağa döneceksiniz...”
Dünyada rahatlık bekleme!..
Kalbin de dili vardır...
 
En Çok Okunan

M.Said Arvas: En çok okunan yazısı
Arkadaş Seçmek-1-


Seçenekler

   Yazici ile yazdir

   Arkadasa gönder

   Köşe Yazılarına Dön

Tarih içinden