- Üç büyük düşman
- Kimseyi incitmeyin
- Şükrün kabul olma şartı
- Otuz gün süren bayram
- Rahmet ve fırsat
- Önemli bir dilek duası
- Sabır mı isyan mı?
- Kesin olacak şeyi, olmuş bilmeli
- Herkesin duasını alalım
- O söylediyse doğrudur
- Biz misafiriz!
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Dünyada Allahü teâlânın bir kuluna verdiği en büyük nimet imandır yani Müslüman olmaktır. İman, dünyada huzur ve saadet, ahirette Cennet ve Cemalullah demektir. Kimde bu nimet varsa, o seçilmiş kul demektir; çünkü imanı bizzat Allahü teâlâ verir. Bir nimet ne kadar büyükse, ne kadar kıymetliyse, onun düşmanları da o kadar çok ve tehlikeli olur. İmanın en büyük düşmanı üçtür:
Birincisi şeytandır. Aldatması zayıftır; ama şeytan, şeytanlığından vazgeçmez. Kendisi gibi, insanların da Cehenneme gitmesini ister. Kalbe giremez; ama kalbe vesvese verir. Bazı tuzakları vardır. Bilhassa servet ve şöhret, en başta gelen tuzaklarıdır. İnsanların da en çok peşinde koştukları şey, servet ve şöhrettir. Onun için çok dikkat etmeli. Servet ve şöhret sahibi olacağım diye, şeytanın tuzağına düşmemeli.
Devamını oku...Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Silsile-i âliye büyüklerinden Seyyid Abdullah-ı Dehlevi hazretleri buyuruyor ki:
(Bizi sevene, yolumuzu sevene, bu büyükleri sevene, - Allahü âlem - kabir azabı olmaz.)
O büyüklerin tahmini konuşmaları, “Allahü âlem” demeleri, öyle zannediyorum demeleri, belki demeleri katiyet ifade eder, muhakkak manasındadır; çünkü onlar mutlak böyle demezler, avamın anlayışı sebebiyle belki derler, bir açık bırakırlar. Büyük kerametlerden üçü şudur:
1- Bu büyükleri tanımak,
2- Onları sevmek,
3- Onların yolunda gitmek.
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Dünyada, Ehl-i sünnet itikadındaki bir Müslümandan daha zengini, daha bahtiyarı yoktur. Yeter ki ayağı yanlış yere kaymasın, yanlış iş yapmasın. Sormadan iş yapmamalı, eli ateşe sokmamalı. Ehl-i sünnet itikadı için Allahü teâlâya ne kadar hamd edilse azdır. Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri buyuruyor ki:
(Allahü teâlâ bir kuluna iman verdi, ne ki ona vermedi? Allahü teâlâ bir kuluna iman vermedi, ne ki ona verdi?)
Onun için, lütf-u ilahiyle Mübarek zatlar vesilesiyle, onların kıymetli kitapları vasıtasıyla Ehl-i sünnet vel cemaat itikadını veren yüce Allah’a ne kadar hamd etsek, şükretsek azdır. Yeter ki O, bizim teşekkürlerimizi kabul etsin; fakat bunun da şartı var. O şartı yerine getirmeyenlerin de teşekkürünü Allahü teâlâ kabul etmiyor.
Devamını oku...Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Evlenen gençler, İslamiyet’e göre yaşarlarsa hiç üzülmezler. İş nefsaniyete girerse sonu hüsran olur; çünkü evlilik kul hakkıyla başlar. Kul hakkına riayet edemeyecek erkek evlenmemeli. Büyük mesuliyettir. O kadın, onun kölesi değildir. Kendisi nasıl Allahü teâlânın mümtaz kulu ise, o da öyledir, fark yoktur; ama maalesef anlayış farkından olsa gerek, evdekilere hizmetçi gözüyle bakıyorlar. Hâlbuki kadın evde hizmetçi veya köle değil, sultandır.
Müdafaasız insanlara saldırmak zulümdür. Zulmeden, karşısında Allahü teâlâyı bulur. Onun için kimseye zulmetmemeli, kimsenin âhını almamalıyız.
Devamını oku...Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Ramazan ayı sabır ayıdır. Sabredenin gideceği yer Cennettir. Bu ay, iyi geçinmek ayıdır. Bu ayda müminlerin rızkı artar. Peygamber efendimiz, (Bir kimse bu ayda bir oruçluya iftar verirse, günahları affolur. Allahü teâlâ onu Cehennem ateşinden azat eder. O oruçlunun sevabı kadar ona da sevab verir) buyurunca Eshab-ı kiram, (Ya Resulallah her birimiz bir oruçluya iftar edecek ve onu doyuracak kadar zengin değiliz) dediler. Bunun üzerine Peygamber efendimiz, (Bir hurmayla iftar ettirene de, yalnız suyla oruç açtırana da, biraz süt ikram edene de, bu sevab verilecektir. Bu ay öyle bir aydır ki; ilk günleri rahmet, ortası af ve mağfiret, sonu da Cehennemden azat olmaktır.Bu ayda dört şeyi çok yapınız!
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Abdülehad Efendi hazretleri, büyük bir âlim ve evliyadır. Çok kıymetli bir Mektubat’ı var. Muhammed Said hazretlerinin oğludur. İmam-ı Rabbani hazretlerinin de torunudur. Dünyaya gelince İmam-ı Rabbani hazretleri bu torununa, kendi mübarek babasının ismini koymuş.
Abdülehad Serhendi hazretleri, babası vefat edince, amcası Muhammed Masum hazretleriyle ilim tahsiline başlamış. Muhammed Masum hazretleri bir gün ona buyururlar ki;
(Abdülehad, kırk defa sana teveccüh edeceğim. Kırkıncıdan sonra sen, Vilayet-i Muhammediyye-i hâssaya varacaksın, evliyalığın en üst derecesine ulaşacaksın.)
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Dert, bela istemek doğru değil. Dua ederken, (Ya Rabbi, bana sıhhat ve afiyet ver) diye dua etmeli. Bela istenilmez; ancak istemeden gelirse, isyan edilmez, sabredilir.
Bir hadis-i şerifinde Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
(Cennette Allahü teâlâ bazı kullarına o kadar yüksek makamlar, o kadar yüksek köşkler verecek ki, bakanların gözleri kamaşacak. Diyecekler ki, bunlar kim, bu derecelere nasıl kavuştular. Hangi ibadeti yaptılar da bu makama kavuştular? Onlara şu cevap verilir: Bunlar öyle makam sahibi değil, bunlar çok ibadet edenler de değil; fakat bunlar dünyadayken çok acı çektiler,
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
İki şeyi unutmamalı, Allahü teâlâyı, bir de ölümü. Ölmek, asıl hayatın, ebedi hayatın başlangıcıdır. İnanmayanların dediği gibi kaybolmak, yok olmak değildir. Mümin ölümden korkmaz. Çünkü Peygamber efendimiz, (Ölüm dostu dosta, sevgiliyi sevgiliye kavuşturan bir köprüdür) buyuruyor. Kim sevgiliye kavuşmak istemez ki? Yeter ki Onu, sevgili kabul etsin.
Ölüm haktır. Bir şey mutlaka olacaksa, kesin olacaksa onu olmuş bilmeli. Çünkü ölüm gelecektir. Onun için en huzurlu, en mesut insan ölümü hatırlayandır. Ölüm frendir. Yani koşanın hızını kesen, yuvarlananı durduran ve insana düşünme payı veren, ancak ölümdür. Bir iki dakika düşünmek bile yeterlidir; çünkü insanın nefsi hep ister, bu bana yeter demez.
Devamını oku...Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Sadaka belayı önler ve ömrü uzatır. Onun için sadaka vermeye çalışmalıdır. Dua da, kaza ve kaderi değiştirir. Bir duayla ömür uzayabilir. Bilhassa anne babadan ve salih akrabalardan alınacak bedduayla da, ömür kısalabilir. Onun için sıla-ı rahim önemlidir; yani eş dost, akraba, anne baba hatta işvereni ziyaret etmek, bunların duasını almak lazım. Bütün bunlar hayra alamettir, iyi şeylerdir; dua etmek ve dua almak güzeldir. Onun için Peygamber efendimiz, (Size [Başta ana baba, hoca, işveren olmak üzere] bir iyilik edeneteşekkür etmezseniz, Allah’a şükretmiş olamazsınız.) buyuruyor. Allah sizden razı olmaz. Çünkü o iyiliği Allah yaptı; fakat onlara yaptırdı.
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Cennete giden yola girmek, Cennete gitmek, dünya sevgisini kalbden çıkaran Ehl-i sünnet âlimlerine, Silsile-i aliyye büyüklerine tâbi olmak, ancak onları sevmekle mümkündür. Yoksa insan, bunu kendi başına yapamaz. Mevlana Celaleddin-i Rumi hazretleri, (Hocama kavuştum, aklımı bıraktım ve kurtuldum. Aksi halde felakete gidiyordum; çünkü anlattıklarıyla yaptıkları arasında çok fark vardı. Aklım kabul etmiyordu. Zihnimde itirazlar başlayınca, felakete gittiğimi anladım, en sonunda aklımı bıraktım ve kurtuldum) buyuruyor.
Kâbe’ye varan, hâlâ (Kâbe’ye nasıl gidilir?) diye sorar mı? Sorarsa, ona ne derler?
Devamını oku...Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Bu dünya imtihan yeridir. Gelip geçicidir. Tohum ekme yeridir. Hasat biçilmesi ahirettedir. Onun için (Dünya ahiretin tarlasıdır) buyuruluyor. Bu dünyada devamlı huzur, rahat arayan ahmaktır. Bu dünyada, Cenab-ı Hakkın ahirette vaad ettiklerini arayanlar, Allahü teâlânın Cennette vereceklerini isteyenler yanılırlar; çünkü Peygamber efendimiz, (Dünya, müminin zindanı, kâfirin Cennetidir) buyuruyor. Müminin zindanı demek, müminler dünyada sıkıntı çekecek demektir; çünkü hapishanede olan sıkıntı çeker. Sabredeceğiz, şükredeceğiz. Rabbimizin bizi af ve mağfiret edeceğini; merhametiyle, lütfu ile bize Cennetini ihsan edeceğini ümit ediyoruz, onu istiyoruz.








19.05.2012








